
“Yok” dedim. Yok dediysem eğer, bilirler ve ısrar etmezler.
“İyi olurdu, güneşlenirdik” demekle yetindi.
“Çok sağol. Selam söyle…” dedim.
İstanbul beach’lerine katlanabilecek gibi değilim. Bazen yaşadığım dünyanın, insanlarının iyiden iyiye yabancısıyım.
Gece yalnızdım. Bir ara çok sıkıldım, muhallebi yaptım. Üzerine tarçın serptim.
Tek başına olsam bile perdeleri çeker; bahçedeki sarmaşıklardan, gül ağaçlarından, ortancalardan saklanırım. Kapımı örter, kendime kalırım. Kapı duvar olurum ‘tek başına geceleri’nde.
Kendi kendime kaldıkça kitap okurum, film izlerim çoğunlukla. Öyle yaptım yine. Fatih Akın’a duyduğum tüm hayranlığa karşın hâlâ izleyemediğim filmi kaldı. Filmlerinin başrol erkeklerine kayıtsız şartsız aşık olabilirim. Nasıl güçlü, kişilik sahibi ve iyi insanlar onlar. *Yaşamın Kıyısında’ydı izlediğim filmi.
Bunca açık denizdeyken,
Yaşamın kıyısına varmak.
Pembe kaplı defterime bir şeyler yazdım, geçen. Tükenmez kalemle, hiç silinmesin istediğim. Temmuzun üçüydü, anlatılan tarih. Üçten dörde doğruydu.
Sonrası…
Bilmem ki...
Sonrası yok, olmayacak sanırım.
Bu ezberimdir benim.
*Yaşamın Kıyısında, Fatih Akın