4.05.2009

Gidebilmek var mı, uzaklara...

Düne dair,

Güneşli bir gündü. Sahilde, çimlerin üzerine kurulu kafede uzun uzun dertleştik kız arkadaşımla. Eve dönünce makyajımı temizlemeye koyuldum. Burnumun üstü güneşten kızarmıştı. Rimelden kurtulmak üzereyken bir yavru kedi sesi duydum. Yan daireden geliyordu çaresiz miyavlamalar.

Geliyordu ama yan dairede yaşayan yoktu ki…

Demirlerin, tel örgülerin üzerinden atlayarak bahçeye çıktım. Pencerelerden biri açıktı ve bebek bir kedi içeride mahsur kalmıştı. Nasıl da küçücüktü.

Üstümü başımı pislete çize demir merdiveni yüklendim, pencereye dayadım. Yoğurt kutusuna doldurduğum sütü bebek kediye uzatmaya çalıştım. Olmadı. Boyum yetmedi.

Böyle durumlarda erkekler kurtarıcıya dönüşebiliyor.

Karşı apartmanda yaşayan kedisever seslendi:
“Ne yapıyorsun merdivenin tepesinde?”
“Kedi düşmüş, süt vermeye çalışıyorum.”
“Bende kuru mama var, bekle”
dedi.

Onun için her şey çok kolay oldu. Sütün içine kedisinin kuru mamalarından koydu. Merdivenin ta tepesine çıkmaya gerek duymadan boyu yetti. Sütü dökmeden yavru kediye uzattı. “Merak etme, annesi gelir birazdan” dedi.
Teşekkür ettim.

Merdiveni yüklenmiş gidiyordum ki “Yardım edeyim” diyerek engel olmaya çalıştı. “Gerek yok. Alışkınım” dedim. Gitti.
Yavru kedi sustu.


Bugüne dair,

Her pazartesi korkunçtur fakat bazı pazartesiler daha korkunçtur.

Outlook’ta onlarca e-postanın birikmesini, telefonumun sesinin bir an olsun susmamasını, hiç umurum olmayan konular hakkında düşünüp yazmayı unutmuş muyum? Yalnızca üç ay bunları yapabilir mi bana?

Tuhaf bir tutukluk var üzerimde. Yazdığım e-postayı defalarca okuduktan sonra ancak gönderebiliyorum. Telefon konuşmalarında her zamankinden çok açıklama yapıyorum sanki.

Yarın ve ertesine yığılı işleri düşündükçe güzel rüyalardan mahrum gözlerim huzurlu uykulara iyice yabancılaşıyor.

Yavru kedi bir an önce büyüsün istiyorum.
İşlerim bir an önce bitsin, herkesten ve her şeyden gideyim istiyorum.

Bir an önce…

5 yorum:

Dolphinblue dedi ki...

olsun... algında hafif bir dağılma olsada yeniden iş hayatına geri dönüşün çok mutlu ediyor beni :)

bi dahakine o kediciğin resmini çeksende görüversek bizde..

ayşenur dedi ki...

kediler...
çok tatlılar,hele o gözleri...ama uzaktan sevebilenlerdenim kedileri :)
pazartesiler bahar bunalımına dönüştü bende...ne bileyim bahar çarptı beni...tatil olsun hep :)
sevgiler

SeV@L dedi ki...

Düne dair,

Hafta sonu kedi bakmaya karar veren bir arkadaşım için internetten bir kedi bulduk. Ve onu almak için Kadıköy'de bir eve gittik. Kedisini almak için gittiğimiz kadın benim gelecekteki halim gibiydi, paspal, pasaklı, bir sürü kedisi olan birisi. :) Ama kedilerin hepsi çok güzeldi. Çok güzel, şahane bir oğlan aldık arkadaşıma. O kadar güzeldi ki bir an onlardan kaçırıp eve götürmeyi düşündüm.

İnşallah sizin kediciği de annesi almıştır o boş daireden. Üşür yoksa oralar da. Hasta olur. :(

Erkeklerin kurtarıcıya dönüşmesi mevzusuna gelince... Bazen değil, bence hiç bir zaman kurtarıcı olmuyorlar. Sadece dert oluyorlar.

Bugüne dair,

Bu kadar bezgin olma. Sen alışmışsın ev kızı hallerine galiba. Ya da anladığım kadarıyla bu iş kısa süreli bir iş ve sen bu kadarlık süre için bu kadar dert çekilmez tribindesin.

Toparlan, dır dır etme. :)
Herşey biter. Azcık dayan. :)

Ve kedicikler göz açıp kapayana kadar kocaman olur merak etme sen onu. :)

esriksevi dedi ki...

Gidebilmek...

Keşke!

Adsız dedi ki...

Seni sevmiştim, yorgun bir kavşakta bekleyen atlılar gibi...