10.04.2009

Bahar, mucizeler ve mavi gökyüzü…

Çiçeklerin toprağın mucizesi olduğuna inanırım. Çocuklar da mucizedir bana göre. Maviler, beyazlar, Çingene pembeleri, kırmızılar, morlar, sarılar baharla birlikte nasıl fışkırıyorsa topraktan… İşte, çocuklar da öyle ışık saçıyorlar gülümsediklerinde.

Havanın kararmasına saatler kala perdeleri örterim.
Perdeleri örtmeme yakın yanıma kitabımı aldım, iki sokak ötedeki parka doğru yürüdüm. Yolumun üzerindeki markete uğradım, kırmızı paketli sütlü çikolata aldım.

Parkta, yanımdaki bankta oturan ihtiyar amcaya çikolata ikram ettim. Şaşırdı, sevindi. Ayrılırken el salladı “Teşekkür ederim kızım” dedi, gülümseyerek.
Annesi izin verse pembe pantolonlu küçük kıza da verirdim çikolatadan…

Karşımda uzanan yeşilliği, yeşilliğin üzerinde patlamış sarılı beyazlı küçük çiçekleri seyre daldım. Gözlerim ufuk çizgisine doğru vardığında, yükselen gökdelenleri sayar gibi oldum. Vazgeçtim, saymadım.

Kuş seslerine, rengârenk çiçeklere, taze çimen kokulu rüzgâra karşın İstanbul’un tam ortasında bir yerde.
Parkta çiçekler, cıvıl cıvıl çocuklar…
Parkta bahar ve mucizeler.

Yaşamak, gökyüzünün derinliğinden mavi soluklar çalmak güzel şey!

Ellerim üşüyünce saatime baktım ki hayli zaman geçmiş. Okunmuş sayfalar ve kalan bir parça çikolata ile perdeleri örtük evime geri döndüm.

9 yorum:

Journey to Orient dedi ki...

güneş topla benim için :) günler uzuyor ve doğa renkleniyor. yaşama sevinci zerkediyor hakikaten ruha...

SeV@L dedi ki...

Geçen hafta sonu camdan bahçeye, ağaçlara bakıyorum. Bir iskelet gibi duran ağaçların hepsi nasılda canlandı.

İncir, vişne, erik, ayva, armut, kiraz ve kuruyup ölmemek için direnen, her baktığımda rahmetli dedemin onu dikmek için uğraşırkenki hali gözümün önüne gelen elma ağacı.

Şimdi o güzelim topraktan tüm dallarına su yürüyor, binbir çeşit vitaminle birlikte. Toprak ve su bir iskeleti canlandıran ruh oluyor. Önce en güzel yeşilleriyle yapraklar, çiçekler, sonra birbirinden güzel meyveler meydana geliyor.

Bu muhteşem bir şey. Ölmek ve her bahar yeniden dirilmek. Her baktığımda doğaya aşık olurum.Toprağın mucizelerine.

Gökdelenlerin arasında nefessiz kalıp ölmemek için. Arada durup toprağın mucizelerinden, ağaçların yeşilliğinden, gökyüzünün mavisinden, denizin tuzundan soluklar çalmak lazım. Bir ihtiyarla ya da çocukla çikolata paylaşmak lazım.

Senin de yaptığın gibi.

ayşenur dedi ki...

selamlar Ihlamurcum
buralarda da yalnız bırakmayacağımı söylemiştim :)
blogcuda benimde vadem doluyor yavaş yavaş...bende ağır aksak taşnıyorum bu taraflara...ama çok zor oluyor,bilirsin...
yine sayfana girince içim açıldı :))))
sevgilerimle

Adsız dedi ki...

yazılarınızı uzun zamandır takip ediyorum.takibim hep tesadüflerle başladı.iyi de oldu :))) yeni bir mekanda yeni yazılarla başarılar...

ezgi dedi ki...

merhabalar...
yeni sayfanın yeni güzellikler getirmesi ümidiyle...
sevgiler

SeV@L dedi ki...

Hala garip hallerdeyim.

Zaten uzun zamandır garip hallerdeyim. Dün gece Emel de bana bu garip hallerimi anlattı ki 12 yıl boyunca beni gördüğü en garip hallerimmiş. Neyse aslında uzun zamandır ben, ben değilim ama bahar güzel. Gülümseyecek, mutlu olunacak şey çok. Benim garip halim o kadar şeyin arasında önemsiz.

***Şu kelime doğrulama mevzusuna sinir oluyorum. Tek seferde yorum bırakamadım bir kere bile yahu. Ben de mi sorun var acep? :)

esriksevi dedi ki...

Sinyal sesinden sonra mesaj bırakın:(((

Ben mesaj bırakmak istemiyorum ki!

adsoy dedi ki...

çocuklar ve çiçekler.
baharda neşesini bulan iki varlık.

SeV@L dedi ki...

Nerelerdesin sen kaç gündür?

Hesap sorar gibi oldu ama ne zamandır bakıyorum ses yok soluk yok. Aslında bir kaç günlüğüne bir tatile gittiğini düşündüm. Öyle olmasını hayal ettim. :)

Kelime doğrulama mevzusunun kalkmasına çok sevindim. Deli oluyorum o zımbırtıya. :P