26.04.2009

Filmlerde pembe yaşanır hayatlar…

Rebecca’nın tüm kredi kartlarının limitleri dolmuştur.*
Ev kirasını ve faturalarını ödeyememekte, posta kutusuna her gün icra kağıtları bırakılmaktadır. Alışveriş çılgınlığına kapılmış Rebecca limit kırıntılarını kullanarak ne bulursa almayı sürdürmektedir. Tam bu haldeyken çalıştığı dergi kapanır.
İşsizdir.

Moda editörü olma hayaliyle yaşayan Rebecca ülkenin en prestijli moda dergisini yayınlayan gruba iş görüşmesine gidecektir. Görüşme sırasında kendini iyi hissetmek için mağazada beğendiği yeşil eşarba mutlaka sahip olmalıdır. Ve olur da...

Yeşil eşarbı satın alabilmek için uydurduğu hikâye ile kaderi aynı noktada kesişir. Eşarbı satın almasını sağlayan centilmen ile görüşmeye gittiği derginin editörü aynı kişidir.
İşe kabul edilir. Rebecca kendinden beklenen yazıları yazamaz. Başkalarının yazılarından sığ alıntılar yapmaktan öteye gidemez. Çalıştığı yayının terminolojisine tamamen yabancıdır. Kendine verilen işi zamanında teslim etmek yerine kağıdı kalemi bırakıp mağaza mağaza gezer, alışveriş yapmayı sürdürür. Melek olmaktan başka bir tek kanatları eksik editörü “Kovuldun. Yayıncılık hayatın sona erdi” demek yerine, “Rebecca nerelerdesin? Hani bir yazı vardı, ne oldu?” gibi ilgi ve anlayış dolu mesajlar gönderir.

Sorumsuzluklarına ve beceriksizliklerine rağmen finans sektörünün devi olan dergide Rebecca’ya iki tam sayfa yer ayrılır. Rebecca yazdığı ilk ve tek makale ile finans dünyasını birbirine katar. Herkes olay makalenin gizli yazarı ‘Yeşil Eşarplı Kız’ın kim olduğunu birbirine sormaktadır.

Elbette, Rebecca’nın hayatında da birtakım olumsuzluklar vardır. En büyük mutsuzluğu ise editörü ve aynı zamanda sevgilisi olan Luke Brandon’a söylediği yalanlar ile borçları nedeniyle izini süren icra memurudur.

Öyle ya da böyle Rebecca hayatındaki tüm sorunları alt eder. Kısa zamanda, küçük adımlarla az yol yürüyerek hem başarılı bir kariyere hem de mutlu bir aşka kavuşur.

Gökten üç elma düşer.
Rebecca’da bu şans varken bence elmalar organiktir.



*Bir Alışverişkoliğin İtirafları

2 yorum:

SeV@L dedi ki...

Öncelikle kitap tavsiyelerin için teşekkürler. İnan beni çok mutlu ettin. Hepsini not edip kitapçıya gideceğim aybaşında. :)

Bu alışverişkoliğe gelince, onun gibi olabilmeyi çok isterdim. Ama benim maaş kardeşimin dershane parasıyla, benim kitaplar arasında tuz buz oluyor. Sonra ben giyecek birşeyim olmadığı için dışarı çıkamıyorum. :)

Ahhhh Ahhhh bir gün bize de güler mi acaba kader? Kredi kartı limiti düşünmeden. Nasıl öderim bunları sonra diye düşünmeden alışveriş yapabilir miyiz?

Geçenlerde bir elbise beğendim. Masraf yapmayım şimdi zaten parasızım diye almadım sonra Cuma günü Emel'in al al ısrarlarına dayanamayıp gidip alayım dedim. Elbise satılmış :( Nasıl yıkıldım anlatamam.

Hala ağlıyorum :P

Tekrar teşekkürler kitap önerilerin için. Öpüyorum seni ve Ponçik'i. :)

Journey to Orient dedi ki...

Pembeyi sevmem ben :) Amerikan rüyasının kadınların gördüğü kısmı bu olsa gerek :)

Seval, elbiseden önce yeşil bir eşarp alsın, belli mi olur ;)

Ihlamur, bu bahar çarpması sanıyorum nisan ile beraber hayatımızdan çıkar. Yok çıkmazsa mayıs sondur :) Zira sonrası yaz çarpması...

Böyle çarpışa çarpışa geçiyor hayat.

Koleksiyoncu'yu şimdilerde okuma. Bahara, yaza uygun değil sanki. Kışa sakla.

İç açıcı şeyler oku, seyret. Uçuk ve hatta mümkünse kaçık şeyler olsun. Negatiflikten uzak, renkli vs.